|
|||||||||||
| Bugün 28 Şubat neşe doluyor insan |
|
|
| Pazar, 28 Şubat 2010 | |
|
28 Şubat bir dönüm noktası oldu. 13 yıl sonra gelinen yer, toplum mühendisliğinin alenen iflasıdır. 28 Şubat, muhafazakar bir iktidarı devirmek amacıyla yapılmıştı. Bin yıl sürmesi amaçlanan 28 Şubat’ın ana hedefi vesayet sistemini güçlendirerek sürdürmek, muhafazakarları başta iktidar olmak üzere yargı sistemi, yüksek bürokrasinin kritik noktalarından uzak tutmaktı. Askeri sistemin göbeğine oturtan post-modern bir darbeydi. Erbakan’ın ortağının Tansu Çiller olması, kurmaca olaylarla desteklenince 28 Şubat’ın toplumsal desteğini güçlendirici bir etki yaptı. Ayrıca Erbakan da izlediği çizgiyle darbecilere çanak tuttu. Elbette bu müdahaleyi haklı kılmaz hiçbir şekilde. Evet, toplumsal bir mühendislik olayıydı ve sonuçta amacının tam tersini doğurdu. Muhafazakarların dönüşümüne yol açtı herşeyden önce. Yenilenen muhafazakarlar çok güçlü bir dalga yakaladı ve Refah Partisi’nin hayal bile edemeyeceği oy oranına ulaştı. Elbette darbeci generallerin de... Değişen bu hareket Türkiye’yi de dönüştürmeye başladı. Türkiye 10 yıl içinde kişi başı milli gelirin 10 bin dolara dayandığı, bölge sinde ve Avrupa’da etkin bir güç haline geldi. Avrupa Birliği yolunda atılan adımlar demokrasi standartını yükseltti. En önemlisi darbe defterinin kapanması, askeri vesayetin sona erdirilmesi konusunda çok önemli yol alındı. Yani 28 Şubat aslında tam da amacının tersi bir sonuç doğurdu. Zaten Türkiye’de her darbe ve müdahale döneminin ardından bu gerçeğe tanıklık ediyor. Halk darbeye tepkisini sokağa dökülerek değil ama önüne sandık konulduğu an gösteriyor. 28 Şubat da bunun bir tekrarı oldu. O dönem şiir okuduğu için cezaevine gönderilen Recep Tayyip Erdoğan şimdi başbakan. Çankaya’ya çıkıp cumhurbaşkanı olması kuvvetli bir ihtimal. Erdoğan’ın cezaevine gönderilmesinde etkin olduğu bilinen emekli Orgeneral Çetin Doğan ise darbe teşebbüsü iddiasıyla tutuklandı. Topluma çamur gibi biçim verilemeyeceğinin bundan daha çarpıcı bir örneği olabilir mi? Demokrasinin önünü kesmek amacıyla gerçekleştirilen 28 Şubat tam da aksi sonuca ulaştı. Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat Türkiye’nin demokrasi serüvenini güçlendirdi, özgürlerin yolunu açtı. Şimdi sırada geniş çaplı yargı reformu var. Onun sonucunda da generallerin çağrısıyla koşa koşa Genelkurmay’a brifing almaya gitmeyen bir yargı sınıfı ortaya çıkacaktır. 28 Şubat’ınız kutlu ve mutlu olsun. Sevgili Ahmet abi Daha üç-dört ay önce Santral’de öğle yemeği yemiştik Salih Memecan’la birlikte. O gün pankreas kanseri şüphesinden söz etmişti. Güçlü görünüyordu. Geçen hafta yine Salih’le evinde ziyaret ettik. Zayıflamıştı ama morali sağlamdı. Sonra yine hastaneye kaldırıldı ve vefat etti. İnançlı bir insandı. Bir kandil gecesi vefat etti, cuma günü de toprağa verildi. Şakalarımı olgunlukla karşılayan başarılı, namuslu ve onurlu bir gazeteciydi Ahmet abi. Bu tür gazeteciliğin son örneklerindendi. Onu tanımış olmak benim için bir zenginlik. 28 Şubat’ın güçlü muhalifi en azından Türkiye’nin bugünlerini görebildi. Huzur içinde yatsın. Krizsizsiniz Reklamcılar da gazeteciler gibi kendine özgü bir millettir. Yaratıcılıkları, farklı ilgi alanları, en çarpıcı fikirleri bir başlık kısalığında bir slogan veya fotoğrafla anlatmak. Ender Merter bu milletin önemli üyelerinden biri. İhap Hulusi tutkusu, üretkenliği ve sektörün altın çağına tanıklık etmiş bir insan. Son kitabı ‘’Krizi Seven İletişimci’’ Boyut Yayın Grubu tarafından yayınlandı. 1976-2008 yıllarını anlattığı kitabında sadece reklamcılık sektörünün tarihçesini değil, Türkiye’nin ve markaların da gelişimini okuyorsunuz. Eline sağlık Merter...
Star »
Yorum yok Şu anda hiç yorum yok.
» Yorumu Gönder
Sadece üyeler yorum yazabilir
Lütfen giriş yapın veya üye olun!. |
| Sonraki > |
|---|














